Bilgi Devri

Ay’da yeni keşif!

Ay'da yeni keşif!

NASA’nın ay ile ilgili bilim merkezi (Lunar Science Center) dünya uydusunun uç noktasında silikat volkanlar buldu.

Şu ana kadar bilinen bazalt volkanlarının dışında, Ay’ın yüzeyinde silikat volkanlar da bulundu. Artık aktif olmayan bu volkanlar bilim adalarına Ay’da düşünülenin dışında farklı volkanik etkinliklerin de olduğu hakkında işaretler verdi.

Bu keşfin Ay’daki volkanik faaliyetler üzerine bilgimizi artırdığını söyleyen Washington Üniversite’sinden Bradley Jolliff “Bu bulgular ile Ay’daki volkanik etkinliğin bilinenlerin tersine yeni sona erdiğini söyleyebiliriz. Bu da bilim adamlarını Ay’daki termal ve volkanik gelişme üzerine bir daha düşünmeye itecek” dedi.

NASA’nın verdiği bilgilere göre, bu volkanlar Ay’ın karanlık yüzünde yer alıyor ve en son faaliyetlerini 3 ila 4 milyar sene önce yaşamış.

NASA 2010’daki Ay yolculuğunu iptal etmek zorunda kalmıştı ve yakın bir zamanda da bu yolculuğun yapılmayacağı yetkililer tarafından açıklanmıştı.

Devami..

Dünyaya uzay istasyonu düşecek!

Dünyaya uzay istasyonu düşecek!

Yörüngedeki Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (UUİ) görevi 2020 yılında bitince, Rusya tarafından düşürülecek.

Rusya federal uzay ajansı Roskosmos başkan yardımcısı Vitali Davidof, UUİ’nin görevini tamamlamasının ardından yörüngede bırakılamayacağını belirtti. Davidof, internet üzerinden yaptığı açıklamada, istasyonun bu aşamada Roskosmos tarafından yörüngesinden çıkarılacağını, geride bir uzay çöpü halinde kalmaması için düşürüleceğini belirtti.

UUİ projesinde ABD, Rusya, Kanada, Japonya ve Avrupa Uzay Ajansı yer alıyor.

Rusya, kendi uzay istasyonu MİR’i, 5 yıllık görev süresini tamamlamasının ardından, 1998′de Büyük Okyanus’a düşürmüştü.

Devami..

NASA, Jüpiter yolculuğuna hazır!

NASA, Jüpiter yolculuğuna hazır!

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), ilk kez yapılacak Jüpiter’in kalbine yolculuk için hazırladığı uzay aracı Juno, gelecek hafta fırlatılmasından önce Cape Canaveral’daki Hava Kuvvetleri terminalinde insansız Atlas 5 roketine çekildi.

Yörüngesine gireceği gezegene daha öce hiç olmadığı kadar yaklaşacak olan Juno’nun, Jüpiter’in ölümcül radyasyon kuşağındaki dönüşü bir yıl sürecek. Uzay aracının yörüngedeki bir yıllık dönüşüyle bu dev gezegenin ne kadar su tutuğu, çok büyük olan manyetik alanlarını neyin tetiklediği, yoğunluğunun ve sıcak atmosferinin altında sert bir çekirdeğin olup olmadığı sorularına yanıt aranacak.

Teksas’taki Güneybatı Araştırma Enstitüsü bilim adamlarından Scott Bolton, “Jüpiter, nasıl oluştuğuna ilişkin birçok bilinmeyeni barındırıyor” dedi.

Bilim adamlarının Güneş Sistemi’nde, Güneş’in doğumundan sonra oluşan ilk gezegen olduğunu düşündüğü, ancak bunun nasıl olduğunun bilinmediği Jüpiter’e ilişkin ortaya çıkarılamayan anahtar verilerden birini de Dünya’dan 5 kat uzakta Güneş’in etrafından dönen bu dev gezegenin içinde ne kadar su bulunduğu sorusunun yanıtı oluşturuyor.

Güneş gibi ana olarak hidrojen ve helyumdan oluşan, az miktarda da oksijen gibi diğer elementleri içen Jüpiter’de, oksijenin hidrojenle suyu oluşturduğu düşünülüyor, bunun da uzay aracı Juno’nun sekiz bilimsel malzemesinden biri olan mikrodalga alıcılarla hesaplanması amaçlanıyor.

Jüpiter’in su içeriğinin gezegenin, nerede ve nasıl oluştuğuyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtilirken, bazı verilerin, gezegenin Güneş Sistemi’nin daha soğuk ve alttaki bölgelerinde oluştuğuna, daha sonra içe doğru geçtiğine işaret ettiği kaydediliyor. Bazı bilgisayar modellemelerinde ise Jüpiter’in oluşumunun da şu andaki yerinde olduğu gösteriliyor.

Büyüdükten sonra bütün kardeş gezegenlerinin iki katından fazla hale gelen kütlesi Jüpiter’e, hemen hemen bütün ilk oluşum maddelerini tutacak çekim gücü sağlıyor.

Bolton, Jüpiter’in bu durumunun, zamanda geriye gitmek ve nereden geldiğimizi ve gezegenlerin nasıl oluştuğunun anlaşılması için çok önemli olduğunu belirtti.

Jüpiter’e yolculuğu 5 yıl sürecek olan Juno, 2016′da varışında da gezegen ile radyasyon kuşağının iç kenarı arasındaki dar bölgeden geçecek. Güneşin enerjisini kullanacak olan araç, Jüpiter’in kutuplarının üzerinde, bulut tepelerine 5 bin kilometre yakında, yörüngede bir yıl geçirecek.

Sadece NASA’nın son uzay aracı Galileo’nun atmosfer araştırmasında gezegene daha fazla yaklaşılmış, ancak Galileo, gezegenin parçalayıcı basıncına ve yoğun sıcağına yenik düşmeden önce sadece 58 saniye veri gönderebilmişti.

Juno’nun elektronik kalbi, titanyum bir kasa ile korunmasına rağmen, yine de bir yıl sonra Jüpiter’in ağır radyasyon ortamına düşecek. Uzay aracının son hareketi de gezegenin atmosferine dalmak olacak.

Maliyeti 1,1 milyar doları bulacak olan keşif için uzay aracı Juno’nun, 5 Ağustos’ta fırlatılması planlanıyor.

Devami..

‘Dawn’ Vesta ve Ceres yolunda!

'Dawn' Vesta ve Ceres yolunda!

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın ”Dawn (Tan)” uzay aracı, Mars ile Jüpiter arasında bulunan göktaşları ve asteroidler kuşağının en büyük iki asteroidi olan Vesta ve Ceres yolunda.

Dünya’dan 175 milyon kilometre uzakta olan Tan uzay aracı şu anda Vesta’ya 2 bin 700 kilometre uzaklıkta. California-Pasadena’daki 80 yıllık Jet Motorları Araştırma Merkezi’nin Dawn projesinin Müdürü Christopher Russell ile proje başmühendisi Marc Reyman ”Milyarlarca yıldır burada ne olduğununa bakıyoruz. Yörüngeyi tutturmak sıkıcı yorucu iş ama heyecan dolu” ifadelerini kullandılar.

Vesta ve Ceres için 2007′de fırlatılan Dawn, 530 kilometre çapındaki Vesta’ya geldikten sonra 2015′te asteroid kuşağının en büyük göktaşı olan 950 kilometre çapındaki Ceres’e yönelecek. 2 milyar 720 milyon kilometre yol kateden Dawn, yaklaşık 4,5 milyar yıl yaşındaki Dünya’nın üye olduğu Güneş Sistemi’nin oluşumu hakkında bilgilere katkı sağlayacak.
Dawn, onu bozmamak için buz örtülü Ceres’in çok yakınından geçmeyecek. Vesta ile Ceres’in sıcaklıkları sıfırın altında 118 ila sıfırın altında 18 derece.

Eski Roma’da ev tanrıçası Vesta, Alman gökbilimci Heinrich Wilhelm Olbers (1758–1840) tarafından 29 Mart 1807′de keşfedildi. Ceres ise 1 Ocak 1801′de İtalyan astronomu Guiseppe Piazzi’nin (1746-1826) teleskobu sayesinde bulundu. Gökbiliminde asteroid (yıldızcık), genellikle 1-2 kilometre çapından büyük göktaşlarına deniyor.

Devami..

Uzayda oksijen bulundu!

Uzayda oksijen bulundu!

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) kızılötesi uzay teleskobu Herschel, uzayda oksijen moleküllerinin varlığını ilk kez teyit etti.

Oksijen, özellikle büyük yıldızların çevresinde yaygın şekilde bulunmasına karşın, soluduğumuz havada yüzde 20 civarında bulunan oksijen moleküllerinin uzaydaki varlığını astronomlar şimdiye kadar teyit edememişlerdi.

Gözleme katkıda bulunan Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarı’ndan Paul Goldsmith, oksijen gazının 1770′de keşfedildiğini, basit oksijen molekülünün uzaydaki varlığının tespiti içinse 230 yıldan fazla zaman gerektiğini belirtti.

ORİON NEBULASINDA TESPİT EDİLDİ
Goldsmith ve meslektaşları, toz zerrecikleriyle kaplı buz içinde oksijenin hapis kaldığını ve Orion nebulasında tespit edilen bu oksijenin yıldız ışığının buz ve toz karışımını ısıtmasıyla suyun açığa çıktığını, daha sonra oksijen moleküllerine dönüştüğünü düşünüyorlar.

Bu gözlemlerinin oksijenin uzayda nerelerde saklı olabileceğini gösterdiğini belirten astronomlar, araştırmalarını diğer yıldız oluşumlu bölgelerde sürdüreceklerinin altını çiziyorlar.

Bilimadamları, uzayda oksijenin varlığını teyit için yer ve uzayda kurulu teleskopların yanı sıra balonlarla araştırmalarını onyıllardır sürdürüyorlardı.

Devami..

Ay’daki gizem!

Ay'daki gizem!

Ay’ın yüzeyindeki gizemli krater!

Ay’ın yüzeyinde keşfedilen bu gizemli görüntü, bilim dünyasını ikiye böldü!

Ay’ın yüzeyi üzerindeki kraterlerin sayısı oldukça fazla. Ancak bunlardan bazıları değişik geometrileri nedeniyle araştırmacıların ve gök bilimcilerin dikkatini çekebiliyor. İşte Ay’ın etrafında dönen gözlem kamerasının yakaladığı bir krater de bu özel kraterlerden bir tanesi.

Arizona State Üniversitesi’nden James Ashley, bu büyük kraterin 1967′de Ay’a gönderilen bir uzay mekiği tarafından yapılmış olabileceğini söylüyor. Kelebek şeklindeki bu krater, NASA’nın Lunar Orbiter 2 isimli uzay mekiği tarafından açılmış olduğu düşünülse de bazı araştırmacılar yalnızca birkaç metre uzunluğundaki bir uzay mekiğinin bu denli büyük bir krater açmasının zor olduğunu düşünüyor.

Araştırmacılar şu anda kraterin tam olarak geometrisini ölçebilmek için çalışmalarına hız vermiş durumda.

Devami..

Ay’ın öteki yüzü neden farklı!

Ay'ın öteki yüzü neden farklı!

Yeni bir teoriye göre Dünya’nın yörüngesinde geçmişte muhtemelen 2 tane ay bulunuyordu ve küçük olanı 4,4 milyar yıl önce büyüğüne çarparak, bugünkü halini aldı.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Ay’ın Dünya’dan görünmeyen yüzünün neden daha tepelik olduğunu merak eden bilimciler, “iki Ay” olasılığına ulaştı.

Teoriye göre, Dünya’da henüz yaşamın ortaya çıkmasından çok önce, yörüngesinde iki ay vardı. Birbirinin ardı sıra dönen iki aydan küçüğü, 3 kat daha büyük ve 25 kat daha kütleli olan büyüğünün çekim etkisine girdiği anda çarparak bugünkü Ay’ın ortaya çıkmasına yol açtı. 600 mil enindeki küçük ay, büyüğüne, saatte 8.000 kilometre hızla çarptı. Bu çarpışma, her iki Ay’ın kayalarını eritecek bir ısı ortaya çıkaracak şiddette olmadı. Bilimciler, bundan daha hızlı bir çarpışma olsaydı, Ay’ın yüzeyinde dev bir krater oluşacağını, ancak daha yavaş bir çarpışma olduğu için krater olmadığı, geniş bir çevreye kaya saçıldığı, Ay’ın görünmeyen yüzündeki bu tepeleri oluşturduğu sonucuna vardı.

Devami..


Sayfalar: Geri 1 2 3 ...268 269 270 ...1192 1193 1194 İleri

sosyal bilgiler dersi - Adsl Abonelii